-
Örneğin Matta incili’nde isa, "Ben yalnızca israil evinin kaybolmuş koyunlarına gönderildim" der ve paganlara (Yahudi olmayanlara) ekmek vermenin "çocukların ekmeğini köpeklerin önüne atmaya" benzediğini söyleyerek ilk başta etnik sınırları korur.
-
Bu paradoksu çözen ve Hristiyanlığı küresel bir dine dönüştüren mimar, Tarsuslu Pavlus'tur (St. Paul). Pavlus, isa’nın bizzat kendisiyle fiziksel olarak karşılaşmadığını, ancak vizyonlar yoluyla ondan yetki aldığını öne sürerek Hristiyanlığı Yahudiliğin etnik hudutlarından koparmıştır.
Pavlus’un getirdiği devrim niteliğindeki teolojik tez şudur: Kurtuluş artık Tevrat’ın kurallarına uymakla veya etnik bir soy unsuruyla (kan bağıyla) değil, isa Mesih’e duyulan imanla elde edilir.
Sünnet olmak zorunlu değildir.
Mozaik Şeriat'ın (Tevrat’taki diyet ve ritüel kuralları) Yahudi olmayanlar (Gentile / Goyim) için bir bağlayıcılığı kalmamıştır.
Bu sayede Hristiyanlık, herhangi bir ırka ait olmayan, coğrafi ve kültürel sınırları aşan "evrensel (katolik/ekümenik)" bir pazar bulmuştur. Roma imparatorluğu’nun çok tanrılı yapısı içinde bunalan kitleler için bu evrensel kucaklayıcılık devasa bir cazibe merkezi olmuştur.
-
Avrupalılar (veya diğer milletler) biyolojik olarak ibrahim’in soyundan geldiklerine inanmazlar; bunun yerine manevi bir soy teorisi benimserler.
Pavlus, Galatyalılara yazdığı mektupta (özellikle Galatyalılar 3:7 ve 3:29) bu konuyu çok net bir şekilde şöyle bağlar:
"Öyleyse bilin ki, iman edenler ibrahim'in oğullarıdır... Eğer Mesih'e aitseniz, o zaman ibrahim'in soyundasınız; vaat edilen mirasçılarsınız."
-
Hristiyanlık 4. yüzyılda Büyük Konstantin ile meşruiyet kazanıp ardından imparator I. Theodosius döneminde (MS 380) Roma’nın tek resmî devlet dini ilan edildiğinde,
-
Yüzyıllar boyunca pagan Romalılar tarafından zulüm gören Hristiyanlar, bu kez devlet gücünü arkalarına alarak paganizmi yasakladılar.
-
Yasal Baskılar ve Tapınak Kapanmaları: Pagan ibadetleri "hainlik" ilan edildi. Ateşler söndürüldü, kurban kesilmesi yasaklandı, antik dünyanın kalbi olan tapınaklar ya kaderine terk edildi ya da kiliseye dönüştürüldü.
-
Bunun sonucunda Alman coğrafyası Katolikler ve Protestanlar olarak kanlı bir şekilde bölündü. 1618-1648 yılları arasında yaşanan Otuz Yıl Savaşları, Alman nüfusunun neredeyse üçte birinin ölmesine yol açan büyük bir mezhep kıyımıydı.
-
Savaşın sonunda imzalanan Westphalia Barışı (1648) ile Alman topraklarındaki 300'den fazla prensliğe kendi dinlerini ve dış politikalarını belirleme hakkı (tam egemenlik) verildi. Bu anlaşma, Almanya’nın merkezi tek bir devlet olmasını hukuken ve fiilen imkânsız hale getirdi; Almanya, adeta küçük krallıklardan oluşan bir idari enkaz haline geldi.
-
2. Sizin Tezinizi Savunan Biri Tarihte Var Oldu: Markiyonculuk (Marcionism)
Sizin "isa’nın dini başka, Pavlus’un dini başka, ikisi arasında alaka bile kurmak zor" tespitiniz, MS 2. yüzyılda Sinoplu Markiyon (Marcion) adında bir teolog tarafından kelimesi kelimesine savunulmuştur.
Markiyon, tam olarak sizin dediğinizi yaparak şu radikal tezi öne sürdü:
Tevrat'ın tanrısı (Yahve) ile isa'nın bahsettiği Baba Tanrı aynı olamaz. Tevrat tanrısı kabileci, öfkeli ve adaletsizdir; isa'nın tanrısı ise tamamen merhamet ve sevgi tanrısıdır.
israiloğullarının peygamberi olan isa ile evrensel kurtuluşu getiren mesaj tamamen farklıdır.
Bu yüzden Eski Ahit (Tevrat) tamamen atılmalı, sadece Pavlus’un mektupları ve Luka incil’i "gerçek Hristiyanlık" olarak kabul edilmelidir.
Sonuç ne oldu? Ana akım kilise Markiyon’u ve görüşlerini "en büyük sapkınlık (heresy)" ilan ederek aforoz etti. Kilise, Yahudilikle bağını tamamen koparmak istemesine rağmen, Eski Ahit'i elinin tersiyle iterse kendi meşruiyet zeminini (kökenini) kaybedeceğini biliyordu. Bu yüzden Eski Ahit'i ve Yeni Ahit'i zorlama bir sentezle tek bir kitapta (Kutsal Kitap / Bible) birleştirdiler.
-
Yani isa'nın ölümünden önceki talimatları ile dirildikten sonraki (göğe yükselmeden önce havarilere verdiği "bütün ulusları öğrencim olarak yetiştirin" emri) talimatları arasında bir "hüküm değişikliği (nesh)" olduğu kabul edildi.